Meksiko Şehri’nin Altyapısı Tehlikede: Zemin Çöküşü Hızlanıyor

Meksiko Şehri'nin Altyapısı Tehlikede: Zemin Çöküşü Hızlanıyor

1 Haziran 2026 tarihinde yayınlanan verilere göre, NASA ile Hindistan Uzay Araştırma Kuruluşu (ISRO) tarafından ortaklaşa geliştirilen NISAR uydusu, Meksiko Şehri’nin zemininde ciddi çöküşler yaşandığını ortaya koydu. Radar verilerine dayanan araştırmalar, bu büyük metropolün kritik bölgelerinde her 30 günde yaklaşık 2 santimetre, yılda ise 24 santimetreden fazla zemin kaybı yaşandığını gösteriyor. Son 100 yılda toplam çöküş miktarı ise 12 metreyi aşmış durumda.

Bu dramatik çöküşün başlıca nedeni, 22 milyonluk nüfusun su ihtiyacını karşılamak için yeraltı su kaynaklarından yapılan aşırı su çekimi olarak belirtiliyor. Sürekli su çekimi, toprak katmanlarının sıkışmasına ve hacim kaybına yol açarak geri dönüşü olmayan zemin çökmesine neden oluyor.

NISAR uydusunun L-bandı ve S-bandı sensörleri, sadece kutup buzullarının erimesini ve küresel ormanların durumunu izlemekle kalmayıp, aynı zamanda yoğun bitki örtüsünün altındaki yüzey değişimlerini de tespit ederek Meksiko Şehri’nin çökme haritasını çıkardı. Bu haritada yıllık çökme oranının 24 santimetreyi bulduğu bölgeler, koyu mavi lekelerle işaretlendi. Uydu verileri, çöküşün homojen olmadığını ve özellikle eski göl yatakları üzerine inşa edilen alanlarda daha şiddetli yaşandığını kanıtlıyor.

Meksiko Şehri, eski Texcoco ve Chalco göllerinin kurumuş yatakları üzerindedir ve bu durum zemin istikrarsızlığının tarihi yapılar ve stratejik altyapı üzerinde olumsuz etkiler yaratmasına neden olmaktadır. 1910 yılında inşa edilen Bağımsızlık Meleği anıtı, derin katmanlara sabitlendiği için sağlam kalmasına karşın, çevresindeki zemin çökmesi nedeniyle yapı tabanına ulaşmak için yıllar içinde 14 ekstra basamak inşa edilmiştir. Ayrıca, 16. yüzyıldan kalma Metropolitan Katedrali’nde belirgin eğilmeler gözlemlenmiştir. Kentin ana havalimanı da dahil olmak üzere, ekonomi ve ulaşım ağları, NASA’nın radarları tarafından “en yüksek riskli alanlar” arasında sınıflandırılmıştır.

Bölgedeki toprak bozulması, eski göllerden geriye kalan sulak alanlarda yaşayan ve nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan aksolotl türünün yaşam alanlarını da tehdit etmektedir.

Uzmanlar, Ekim 2025 ile Ocak 2026 arasındaki uydu görüntülerini incelediklerinde, mevcut su yönetiminin uzun vadede sürdürülemez olduğunu vurgulamaktadır. Şehir büyüdükçe artan su talebi, daha fazla yeraltı suyu çekimi ve sonucunda hızlanan çökme, bir kısır döngü oluşturuyor. NISAR uydusundan elde edilen veriler, mühendisler ve jeologlar tarafından metro hatları veya su boru hatlarındaki olası çatlak ve kırılmaların önceden belirlenmesi için kullanılmaya devam ediyor.

Author: Murat Doğan