Erdal Eren mezarı başında anıldı

12 Eylül darbesinin ardından idam edilen Erdal Eren ile öldürülen arkadaşları Sinan Suner ve Ercan Koca için anma düzenlendi.

Üniversite öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 günü Ankara’da bir duvara yazı yazarken öldürülmüştü. Suner’in ölümü nedeniyle düzenlenen protesto bir askeri öldürmekle suçlanan lise Erdal Eren idam cezasına çarptırıldı. 17 yaşındaki Eren, yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980’de idam edildi. Erdal Eren’in idamını protesto ederken 15 Aralık 1980’de gözaltına alınan lise öğrencisi Ercan Koca ise gördüğü işkence sonucu hayatını kaybetti.

Evrensel gazetesinin haberine göre, Emek Partisi (EMEP) ve Emek Gençliği, Erdal Eren, Sinan Suner ve Ercan Koca’yı anmak için, Ankara’daki Karşıyaka Mezarlığı’nın 2 No’lu Kapısı’nda toplandı.

Buradan Eren, Suner ve Koca’nın mezarlarına yürüyen gençler, “Sinan Suner, Ercan Koca, Erdal Eren emperyalizme ve savaşa karşı mücadelemizde yaşıyor” yazılı pankart taşıdı ve “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Sermayeye değil, eğitime bütçe”, “Savaşa değil, eğitime bütçe”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm”, “Denizlerden Erdal’a, gençlik emeğin saflarında”, “Yusuf, Hüseyin, Deniz sürüyor, sürecek mücadelemiz”, “Özak İşçisi yalnız değildir”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları attı.

Anmaya Tüm-Bel-Sen, İnsan Hakları Derneği ile Devrimci 78’liler Federasyonu yöneticileri de destek verdi.

‘ERDAL’IN İDAMI İLE CEZALANDIRILMAK İSTENEN TÜRKİYE GENÇLİĞİNİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ’

Erdal Eren’in mezarı başında Emek Gençliği adına konuşan Bilgesu Kiper, “Erdal Eren, 43 yıl önce sermaye darbesi tarafından katledildi. Gençliğin, emekçilerinin sesinin dört bir yandan meydanlara ulaşmasının karşısına asker postalları dikilmişti. Gençliğin kendi değiştirici gücünü fark etmesinin, iradesini emekçi sınıfın mücadelesiyle birleştirip bilimsel sosyalizm saflarında birleşmesinin sembollerinden birisi Erdal Eren’di. Erdal’ın idamı ile cezalandırılmak istenen Türkiye gençliğinin örgütlü gücünün talepleri, geleceğine sahip çıkma iddiasıydı. Erdallar, içerisinde yaşadıkları haksız, hukuksuz sistemi değiştirmeye cüret ederek yola çıkmış, bağımsızlık-demokrasi-sosyalizm mücadelesinde buluşmuştu. Bugün de bu mücadele, Erdalların bayrağını taşıyanların elinde, parasız, bilimsel, demokratik eğitim talebi için birleşen gençlerle, eşit ve özgür bir dünyanın özlemiyle sosyalizm saflarında birleşenlerle büyüyor” dedi.

‘GENÇLİĞİN TÜM İHTİYAÇLARI GÖRMEZDEN GELİNİRKEN SERMAYEDARLAR İHYA EDİLİYOR’

“Erdalların mücadelesinin, emekçilerin emeğinden alınanların burjuvazinin cebine girmesine karşıydı” diyen Kiper, şunları söyledi:

“Bugün bu sömürü düzeni devam ediyor. Tek adam yönetimi, bütün ekonomi plan ve programlarında emekçilerin cebinden aldıklarını vergi aflarıyla, teşviklerle sermayedarlara veriyor. Bütçe planlarında Türkiye gençliğinin uğruna sokaklara döküldüğü barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına dair tek bir kalem bulunmazken, sermayenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik onlarca plan yapılıyor. Bugün üniversite gençliği, barınamıyor, beslenemiyor, nitelikli eğitim alamıyor. Binlerce genç geçimini sağlayabilmek için okurken çalışmak zorunda. Lise gençliği geleceğini göremez halde. Meslek liseli gençler ucuz iş gücü cenneti olarak değerlendiriliyor. Gençliğin tüm ihtiyaçları ve talepleri görmezden gelinirken sermayedarlar ihya ediliyor.”

‘BİR TARAFTAN FİLİSTİNLİ İÇİN MİTİNGLER DÜZENLİYORLAR, BİR TARAFTAN DA GAZZE’YE DÜŞEN MERMİLERİN ÇELİĞİNİ ÜRETİYORLAR’

“Tek adam yönetiminin büyüttüğü sermaye gruplarının dünyanın her yerinde savaş politikalarını araç edinerek kârına kâr katan büyük emperyalistlerin güdümünde çalıştığını” ifade eden Kiper, “Savaş politikalarının derinleşmesine hizmet ediyor. Bir taraftan Filistinliler için gözyaşı döküp mitingler düzenlerken, bir taraftan da Gazze’nin başına düşen mermiler için gerekli çelik üretimini Türkiye’de yapıyor. İsrail’e de bu çeliği gönderiyor. Ticaret anlaşmalarını devam ettiriyor. Sevkiyatlar devam ediyor. Ticaret hacmi büyüyor. Yüzde yüze varan vergi indirimi ve milyonlarca liralık teşvikle silah şirketleri büyütülüyor. Türkiye gençliği işte böyle bir ikiyüzlülüğün, böyle bir savaş cenderesinin içerisinde” diye konuştu.

‘DİRSEK ÇÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÜNİVERSİTE SIRALARINDA GELECEKSİZLİĞİMİZ YAZIYOR’

Üniversite gençliğinin KYK yurtlarında ölmeden barınmaya, üniversite yemekhanelerinde zehirlenmeden beslenmeye çalıştığını hatırlatan Kiper, “Eğitim almak için dirseklerimizi çürüttüğümüz üniversite sıralarında geleceksizliğimiz yazıyor. Gençliğin bulunduğu alanlarda kendi karar mekanizmalarıyla iradesini ortaya koyduğu tüm alanlar baskı ve saldırılarla karşı karşıya. Öğrenci topluluklarından kol ve klüplerine, öğrenci temsil kurullarına bir araya gelebildiğimiz her alan tek adam yönetiminin saldırılarıyla kuşatılmak isteniyor. Çünkü her bir üretimimiz, her bir buluşmamız bu düzenin karşısında, tek adam yönetiminin karşısında örgütlenme potansiyelini taşıyor” dedi.

“Tam da böyle bir dönemde, idamından 43 yıl sonra bile Erdal Eren’in mücadelesinin gençlik mücadelesinin saflarını nasıl sıklaştıracağımızın yönünü gösteriyor” diyen Bilgesu Kiper, “Erdal Eren, Ankara’nın hemen her lisesinde örgütlenen Ankara Ortaöğrenimliler Derneği (ANOD) üyesiydi. Erdal Eren ve yoldaşları, liselerden amfilere gençliğin kendi talepleri etrafında birleşebileceği alanları örgütlüyorlardı. Bu mücadeleyi emekçi sınıfın mücadelesiyle birleştirmek, bilimsel sosyalizmin saflarında örgütlenmek, komünist gençler olarak mücadelenin önderliğine soyunmak, koşullar ne olursa olsun geleceğe nasıl bir mesaj bırakacağını düşünerek yaşamak Erdal Eren’in, Sinan Suner’in, Ercan Koca’nın bıraktığı mirastır” şeklinde konuştu.

‘CESARETİMİZ, UMUDUMUZ, BU BİRLİKTELİKTEN GELİYOR’

Kiper konuşmasının devamında şöyle konuştu:

“Sinan Suner, Erdal Eren ve Ercan Koca, emperyalizmin ve savaşın karşısında bir araya gelen, sosyalizm hedefiyle birlikte mücadele eden gençlerdi. Birisi haince katledildiğinde, diğeri ondan düşen bayrağı daha yukarı kaldırmak için mücadele etmeye devam etmişti. Şimdi direnmeye devam eden Özak işçilerinin direnişine bakalım. İşçi kadınlar, direnişin mücadelenin, birlikte mücadele etmenin kendilerine cesaret verdiğini anlatıyor. Cesaretimiz, umudumuz, devrim ve sosyalizme inancımız işte bu birliktelikten geliyor. Erdal’ın Denizlerden aldığı mücadele bayrağını, Ankara’nın her mahallesinde, üniversitelerinde, liselerinde dalgalandıracağız. Emek Gençliği olarak tüm gençleri bu mücadeleyi sahiplenmeye, Erdalların mücadele mirasını büyütmeye çağırıyoruz!”

‘ÖZAK İŞÇİLERİNİN ONURLU MÜCADELESİ TARİHTE YERİNİ ALACAKTIR’

Bilgesu Kiper’in ardından söz alan Emek Partisi GYK üyesi Deniz Ortakçı da “Tam 43 yıl önce Erdal’ı bizden kopardılar. Ancak biz 43 yıldır hâlâ Erdal’ı anlatıyoruz. Darbenin hangi gerekçelerle uygulandığını biliyoruz. 43 yıl önce köylülerin, öğrencilerin talepleri ekseninde mücadelesinden korkarak 12 Eylül darbesini uyguladılar. Kenan Evren ve dönemin darbe savunucuları kara bir leke olarak kaldılar. Ama bizler Erdal’ı ve onun onurlu mücadelesini anabiliyoruz. Erdal ve diğerleri o dönem işçi sınıfının mücadelesini yükselten gençleriydi. Bugün de durum aynı. Özak direnişi karşısında devletin tüm güçlerinin işçilerin karşısında yer aldığını görüyoruz. Özak işçilerinin haklı taleplerini tanıyın. Özak işçilerinin onurlu mücadelesi tarihte yerini alacak ve Özak işçisi kazanacaktır” dedi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*