UNESCO Gastronomi Şehri Gaziantep’te hava sıcaklığının 40 dereceye ulaşması günlük yaşamı olumsuz etkilese de vatandaşlar beyran içmeye devam ediyor. Bağışıklığı destekleyici özelliği nedeniyle özellikle nezle ve grip gibi hastalıklara karşı doğal bir koruyucu olarak tercih edilen beyran, kuzu eti, et suyu, pirinç, sarımsak ve acı biberle hazırlanıyor. Yaklaşık 12 saat süren hazırlık sürecinin ardından 100 dereceyi aşan yüksek ateşte 3 dakika pişirilerek servis edilen beyran, kavurucu sıcaklara rağmen günün her saatinde yoğun ilgi görüyor.
Beyranın geleneksel yöntemlerle hazırlandığını belirten Yaşar Çetin, “Beyran, genellikle kuzu incik ya da kuzu kol etiyle hazırlanıyor. Haşlanmış kuzu eti yaklaşık 12 saat boyunca pişiriliyor. Piştikten sonra etler didiklenerek küçük parçalara ayrılıyor ve kendi yağıyla hazırlanıyor. Beyran az acılı ve az sarımsaklı tercih edilebildiği gibi, Gaziantep’te genellikle bol acılı ve bol sarımsaklı tüketiliyor. Yaz ve kış ayları arasında tüketim açısından belirgin bir fark bulunmuyor” diye konuştu.
Kış aylarında daha çok soğuk algınlığı yaşayanların beyranı tercih ettiğini ancak yaz döneminde de ilginin azalmadığını ifade eden Çetin, “Vatandaşlar tarafından dört mevsim tüketilen beyrana yoğun talep var. Sıcak havalara rağmen hem yerli hem de yabancı turistler gelip tadına bakıyor. Beğenilerini dile getirip memnuniyetlerini ifade ediyorlar” diye konuştu.
Beyranın Gaziantep’te bir çorbadan çok ana yemek olarak görüldüğünü dile getiren Çetin günlük 500 ila 750 tabak beyran sattıklarını söyledi.
Çetin, “Biz beyranı bir yemek olarak görüyoruz ancak yerli ve yabancı turistler daha çok çorba olarak tüketiyor. Hava sıcak olmasına rağmen talep oldukça yüksek. Günlük ortalama 500 ila 750 tabak beyran satıyoruz” şeklinde konuştu.
