MHP lideri Bahçeli: Hukuku çarpıtmak art niyettir

9

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başlıkları;

Mübarek Ramazan ayını müteakiben müşerref ve müyesser olduğumuz bayram günlerine ulaşmanın bir yanda bahtiyarlığını diğer yanda burukluğunu yaşıyoruz.

Burukluğunu yaşıyoruz çünkü; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayını geride bırakıyoruz. Allah’tan niyazım tekrarına eriştirmesidir.

Ramazan Bayramı, oruç ibaretinin, daha yerinde bir anlatımla Şehr-i Ramazan’ın maddi ve manevi mükâfatıdır. Bu mükâfata layık ve müstahak olmak hakikatli ve halisane temennimdir.

Bayram(lar), barış ve kardeşlik hissiyatının kuvveden fiile geçtiği, kucaklaşma ve kaynaşma ihtiyacının kuvvetlenip filiz filiz gerçekleştiği muazzez dönemlerdir.

‘Millet nezdinde müsamaha ve müsaade görmeyecektir’

Dargın gönüllerin, küskün kimselerin, kırık ve kırgın kalplerin tamir ve telif vakti elbette bayram(lar)dır ve böyle de olmalıdır. Bayram; müessir birlik, mütemadi dirlik, muhtevalı iyilik fırsatıdır.

Bu fırsatın heba ve heder olması ne Allah indinde ne de millet nezdinde müsamaha ve müsaade görmeyecektir. Barış ve huzur gerek insan, gerek toplum, gerekse de millet nam ve hesabına kalıcı bayram mahiyetindedir.

Milli hedefimiz ülkemizi kalıcı olarak bayram yerine dönüştürmek, bu suretle sıkılı yumrukları açarak, önyargıları aşarak, vehimleri atarak muhabbet ve musafaha ortamını işlenmeyi bekleyen bir cevher gibi ortaya çıkarmaktır.

‘Terörsüz Türkiye’ hedefe ulaşacaktır’

Bu mühim ve mümtaz hedef doğası gereğince sabır, samimiyet, güven, dürüstlük, empati, hoşgörü, dikkat ve teenni gerektirmektedir.

“Terörsüz Türkiye” olarak somutlaşan ve daha önemlisi büyük Türk milletinde makes bulan söz konusu hedefe inşallah ulaşılacaktır.

Yasa dışı kanlı silahların gömülüp demokratik siyasetin görüş menzilini tayin ve tarif ettiği bir Türkiye’nin hızına ve yükseliş hırsına muadil ve muhatap hiçbir ülke yetişemeyecektir.

‘Niyetimiz halis olduğundan nihai kısmetimiz de hayır olacaktır’

Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in ifadesiyle, ümitsizlik baykuşu hiçbir insanımızın gönlüne yuva yapamayacaktır.

Bayram günlerinin mehabet, merhamet ve memnuniyet iklimiyle terörsüz Türkiye mefhumunun mehtabı, membaı, sosyal ve psikolojik mekanizması inşallah terekküp edecektir.

Niyetimiz halis olduğundan nihai kısmetimiz de hayır olacaktır. Hiçbir tuzak, hiçbir kumpas, hiçbir komplo, hiçbir kumandalı tertip kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır.

Elbette terörsüz Türkiye gaye ve gayretinden ürken, korkulu rüyalar gören iç ve dış mihraklar vardır ve bu mayası lekeli güruh son günlerde iyice ayyuka çıkmıştır.

Barış, demokrasi ve kardeşlik azmimizi hazmedemeyen, bununla da kalmayıp tarihsel nitelikli gelişmeleri baltalamak ve budamak maksadıyla organize eylem halinde bulunanlar pisliğe konan sinekler gibi ortalığa üşüşmüşlerdir.

Terörsüz Türkiye amaç ve arzusunu bulandırmak, hatta belini kırmak için beşinci kol faaliyeti dış bağlantılı şekilde devrededir.

Nitekim Rusya ile Ukrayna arasında barış umutlarının yeşerdiği, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde tecelli eden pozitif gündem ile siyasi istikrar özlemlerine etap etap erişildiği, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel ve küresel alanda sözü geçen, saygınlığı ve caydırıcılığı yükselen üst bir seviyeye geldiği bir dönemde hukuki bir mesele sokak ve boykot girdabına çekilmiş, iç asayiş ve huzur atmosferi zehirlenmek istenmiştir.

‘Hukuku çarpıtmak art niyettir’

Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası adeta yağma malına çevrilmiştir.

Dış aleminde sade, iç aleminde zengin; aynı şekilde mütedeyyin, muhterem, milli ve manevi hassasiyetleri minare gibi dimdik yükselen her vatandaşımız ülkemize yapılan saldırı ve sabotajları görmüş, melanet oyunları okumuştur.

Hukuki bir davayı çarpıtarak sandıkla kutuplaştırmak aymazlıktan öte art niyetliliktir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tuz kokmuş; yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık iddiaları şüyu vukuundan beter sözünü akıllara düşürmüştür.

19 Mart 2025 ile 23 Mart 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi sokaklara sıkıştırmak ve nefes alamaz hale getirmek amacıyla dışarıdan tazyikli faşizan bir kalkışma yaşanmıştır.

‘Türkiye Cumhuriyeti’nde üstün olan hukuktur’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; yan kesicilerin, yol kesenlerin, haram yiyenlerin, şehremini vazifesini cebini ve banka hesaplarını doldurmak suretiyle çiğneyenlerin eline ve siyasi emellerine hapsolmuştur.

Bu skandal ve kanun dışı yolsuzluk bataklığının kurutulması, fail ve mücrimlerden hesap sorulması hukuk devletinin ikamesi ve ihmali olamayacak bir sorumluluğudur. Türkiye Cumhuriyeti’nde üstün olan hukuktur.

Demokrasi ile hukuku çatıştırmak, ihanetle milli iradeyi örtmeye çalışmak, seçilmiş bahanesiyle çok ciddi suçlamaların odağında yer alan şahısları haksızca aklamaya ve arkalamaya çabalamak anarşiye ve asayişsizliğe kati hizmettir.

Böylesi bir mesnet ve mezuniyet hiç kimseye verilmemiş, üstelik de verilemeyecektir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve yolsuzluk iddialarının merkezinde bulunan 50’ye yakın kişi tutuklanmıştır.

Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin seri şekilde ikmali yapılarak; kim suçlu, kim suçsuz tefrik ve temin edilmelidir.

‘Hukuk herkese lazımdır’

Hukuka karşı çıkmak, hukuk insanlarını aşağılamak, adalet terazisini tartışmaya açmak devletin egemenlik haklarına, milletin varoluş haysiyetine örtülü operasyondur.

Bu menfur operasyonun ezcümle muhassalası Türkiye’yi ateşe atmaktır.

CHP Genel Başkanı ve kaos sever yandaşlarının günlerce Saraçhane’de tepişmeleri, yaygın ve yoğun kriz sarmalı oluşturarak toplumsal bünyeye teşmil gayretleri hiçbir demokratik ve medeni ülkede görülmemiş ilkesiz ve iffetsiz bir zorbalıktır.

Türkiye’de hak arayışlarının yolu bellidir ve herkese açıktır.

Sözde de olsa demokrasi, hukuk ve özgürlük müdafaası yaptıklarını ileri süren, nefret ve öfkelerine rehin düşen, aynı zamanda sokaklara dökülerek devletin güvenlik güçlerine asit, taş, balta, molotof kokteyli, sapan, havai fişekle saldıran müfrit ve müfsit yığının esas derdi başkadır ve bu husus netleşmiştir.

Şehzadebaşı Camii ile birlikte haziresine yapılan edepsiz muameleler, hakaret ve küfürlerle sağa sola sataşmalar Saraçhane’de oynanan oyunların hangi amaçlara matuf olduğunun açık karinesi değilse, acaba nedir?

CHP Genel Başkanı’nın sokak daveti, boykot çağrısı, yıkın geçin mesajları kalabalığın gazına gelen bir siyasetçinin pespaye ve pejmürde halinden ziyade bilinçli, sistemli ve milletin sinir uçlarını zedeleyici anti demokratik kalkışma denemesi ve testidir.

‘Maskeli şehir eşkıyaları sahneye çıkmıştır’

Bilhassa yerli ve milli firmalarla bazı medya kuruluşlarının boykot edilmesiyle ilgili telkin ve telaffuzu Özgür Özel’in zıvanadan çıktığının aleni işaretidir.

CHP’nin başını çektiği karanlık protestolar demokratik nitelikten daha çok despotik, değersiz, dengesiz ve son derece tehdit içeriklidir.

Tıpkı Gezi Parkı olaylarında olduğu ve yaşandığı üzere, Türkiye ekonomisi hedef alınmıştır.

12 farklı örgüt CHP’nin kanatları altına sığınarak sokak aralarında zehir ve zillet saçmıştır.

Maskeli şehir eşkıyaları sahneye çıkmıştır.

Hırsızlık ve yolsuzluğun araştırılıp gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasına destek ve yardım gerekiyorken düşmanca tavır ve tutumlar demokratik gösteri kamuflajıyla Türkiye’mizi meşgul etmiş, milletimizi endişelendirmiştir.

Ülkemizin itibarı, demokrasi ve hukuk güvenliği hedef yapılmıştır.

‘Üniversiteler karıştırılmak istenmiştir’

Boykot ile işgalin aynı uçuruma açıldığı bilinen bir gerçektir.

Kaldı ki, Merhum İsmet İnönü’nün, “boykot da bir işgal de bir” sözü milli hafızalardadır.

CHP’nin gizil ve gizli hesabı iktidarı sokakla devirmek, 15 Temmuz’a benzer şekilde işgal girişimlerinin fitilini tutuşturmaktır.

CHP’lilerin birbirini sattığı, birbirinin kuyusunu kazdığı, altı ok suretli itirafçıların parti içinde rakip gördüğü kimselerin kirli çamaşırlarını döktüğü biliniyorken, bir hukuki meseleyi saptırmak, asıl anlam dairesinden koparmak masum ve makul bir tercih olarak değerlendirilemeyecektir.

Hiziplerin savaşından yolsuzluk damarının patladığı ortadadır.

‘CHP’nin sorunu yine CHP’dir’

CHP Genel Başkanı’nın yabancı ülkelere Türkiye’yi şikayet etmesi, ekonomi yönetimini kötülemesi, terk edilmişlik nevrozuyla İngiltere’den aman dileyecek karanlık bir çukura düşmesi manda ve himaye anlayışının hala canlı bir hücre olarak varlığını göstermiştir.

Öyle ki, testide olan ne varsa dışarı sızdırmıştır.

Özgür Özel’in nasıl bir çürümüşlüğün pençesine düştüğü berrak olarak anlaşılmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kapsayan adli süreç turnusol kağıdı gibi CHP yönetiminin gerçek yüzünü, kemiksiz ve kifayetsiz duruşunu deşifre etmiştir.

Aziz Atatürk’ün onurlu çizgisini karalayarak küresel emperyalizme bağlantı tüneli kazan, el avuç açan CHP zihniyeti tarihi ve siyasi miadını çok kötü bir sonla doldurmuştur.

Mandacı CHP teklemiş, tökezlemiş, tükenmiş; dahası müflisliği, müsrifliği ve müstemleke siyaseti birbiri ardına teşekkül eden rezaletler seremonisinin ışıkları altında belgelenmiştir.

DEM Eşgenelbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın sağduyu ve soğukkanlı açıklamaları, “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz” sözleri değerli ve takdire şayandır.

CHP’nin suyu bulandırma teşebbüsleri başarısız kalmaya mahkum olup yırtıklarını yamamaya yetmeyecektir.

Cumhur İttifakı, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülküsüne sahip çıkacak; milli onuru, millet varlığını, istiklal ve istikbal vakarını sonuna kadar müdafaa edecektir.

Şuurlu hürriyetperver, uyanık vatansever her vatandaşımız kaos tacirlerinin karşısındadır.

Türk gençliğini sokağa dökmek için fırsat kollayanlara, Türk gençliğinin arkasına saklanıp ülkemiz ve milletimiz üzerinde ucuz ve uçuk hesap yapanlara elbette fırsat verilmeyecek, buna en başta geleceğimizin güvenceleri göz yummayacaktır.

CHP’nin mandacı azınlığın fiili kayyumuyla daha fazla yol alması mümkün değildir.

Türk milleti varlığını, birliğini ve ortak kaderini namusu bilecek, gölge düşürmeyecektir.

Cumhur İttifakı, Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in dile getirdiği şu sözü aynısıyla yüreğinde taşıyacak ve kahramanca temsil edecektir:

“Mevdu’dur bugün bize namusu milletin.”

Bu duygu ve düşüncelerle doğudan batıya, kuzeyden güneye hayatın çilesini omuzlarına almış vatan ve millet evlatlarını; etnik kökeni, mezhebi, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun her kardeşimi, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı selamların en güzeliyle selamlıyor Ramazan Bayramlarını tebrik ediyorum.

Gönül ve kültür coğrafyalarında yaşayan soydaşlarımıza, din kardeşlerimize hayırlı bayramlar diliyorum.

Ramazan ayı boyunca tutulan oruçların, yapılan dua ve ibadetlerin kabulünü Rabbim’den niyaz ediyorum.

Dokuz günlük bayram tatili boyunca yola çıkacak ve sıla-i rahim hasretini giderecek olan tüm vatandaşlarımızın trafik kurallarına harfiyen uymalarını, sevenlerini, sevdiklerini ve bekleyenlerini derinden yaralamamaları adına hayat memat konusu olarak addediyorum.

Mensubiyetinden iftihar ettiğim büyük Türk milletiyle ebedi saadet ve selamet dileklerimi paylaşıyorum.

Mübarek Ramazan Bayramımız kutlu olsun diyorum.

Mehmet Şimşek