Vaduz: Lihtenştayn’ın Masalsı Başkenti
İlk izlenimde bir masal diyarına veya terk edilmiş bir film setine benzeyen, tertemiz, sessiz ve neredeyse bomboş sokaklar… İsviçre ve Avusturya arasında bulunan, dünyanın en küçük ama en zengin ülkelerinden biri olan Lihtenştayn’ın başkenti Vaduz’da sizi neler bekliyor? Bu minyatür başkent, nasıl ilginç bir tarihe sahip?
Lihtenştayn Prensliği, 1719’da Kutsal Roma İmparatoru tarafından kurulduğunda, nüfusu ve büyüklüğü önemsizdi; tek önemli olan, Prens ailesinin adıydı. Günümüzde önemli bir bankacılık merkezi ve vergi cenneti olarak ünlenen bu küçük ülkenin en ilginç yönlerinden biri ordusunun bulunmaması.
Ordusu en son 1868’de “çok pahalı olduğu için” dağıtılan Lihtenştayn ordusu hakkında anlatılan bir hikaye başlı başına bir fıkra gibi: 1866’daki Avusturya-Prusya Savaşı’na 80 askerle katılan Lihtenştayn ordusu, savaşa girmeden 81 askerle geri döner. Anlatılanlara göre, yolda karşılaştıkları ve eve dönmeye karar veren bir “İtalyan arkadaş” onlara katılır.
Vaduz’a ulaştığınızda sizi ilk karşılayan, şehrin tepesine konuşlanmış görkemli Vaduz Kalesi olacaktır. 12. yüzyıldan kalma bu yapı, sadece bir tarihi eser değil, aynı zamanda Lihtenştayn Prensi II. Hans-Adam ve ailesinin resmi konutudur. Dolayısıyla kale ziyarete kapalıdır.
Şehrin ana caddesi “Vaduzer Städtle”, lüks İsviçre saatleri satan butikler, müzeler ve hediyelik eşya dükkanları ile doludur. Bu minik başkentte sizi büyüleyecek yerlerden biri de çağdaş sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapan Lihtenştayn Sanat Müzesi’dir. Ayrıca, filatelistlerin ilgisini çeken ve ünlü pulların tarihini anlatan Posta Müzesi de mutlaka görülmeye değerdir.
Vaduz’un masalsı atmosferinin bir bedeli vardır: Fiyatlar oldukça yüksektir. Bir magnet 7 ila 13 Euro arasında değişirken, sıcak şarap içmek için 10 Euro ödemeniz gerekebilir.
Bir diğer dezavantaj, mağazaların çalışma saatleridir. Çoğu dükkan, turistler değil, yerel halk için düzenlenmiştir; yani saat 17:00’de kapanır ve öğle saatlerinde uzun bir mola için kapatılır.
Ancak tüm bu dezavantajlara rağmen Vaduz, Zürih’e bir buçuk, Münih’e ise yaklaşık iki saatlik mesafede olmasıyla Avrupa’nın merkezinde farklı bir dünyaya kısa süreliğine de olsa adım atmak isteyenler için kesinlikle görülmeye değer, büyüleyici bir durak sunuyor.